Patent ve Buluşların ticarileşmesi

Buluşların Ticarileştirilmesi

Buluşları; akademisyen buluşlar, serbest buluşlar ve ihtiyaç kapsamında yapılan buluşlar olarak ayırabiliriz.

İhtiyaçtan kaynaklanan ve bir proje kapsamında yapılan buluşların ticarileştirilmesi kolaydır çünkü onlar çoğu zaman sipariş üzerine yapılmış olup ticari hayata hemen adapte edilirler hatta bu süreç o kadar hızlı olur ki çoğu zaman üretim aşamasından sonra da üzerlerinde değişiklikler yapılarak iyileştirmeler sürdürülür.

Ticarileşme süreci zor olan buluşlar daha ziyade akademik çalışmalar ile bağımsız kişilerce yapılan buluşlardır.

Bu buluşların tescilinden sonra ilgili sanayiye tanıtılması, kabul ettirilmesi, anlaşmaların hazırlanıp ticarileştirilmesi süreci zor, meşakkatli ve şans gerektirir.

Nitekim tescilli buluşların çok azı ticarileşir, çoğu buluş ticari hayata çıkamadan sadece kâğıt üzerinde kalır.

Buluşların ticarileşmemesinin birçok nedeni vardır bunlardan bazıları;

- Buluşun, çağından önce yapılması nedeniyle üretim sürecinin zor veya imkânsız görülmesi,

- Buluşun, yapıldığı zamandaki ekonomik şartların uygun olmaması,

- Buluşun, alternatifinin çok olması,

- Buluşun, dar ve muhafazakâr bir sektörde yapılması,

- Taklitlerle hukuki mücadele yapılmaması,

- Mucitlerin çoğunun kötü bir girişimci olması,

İcatlar kendilerini satmaz, çığır açacak olanları bile satmaz. Girişimcilik devreye girmelidir. Thomas Edison’un icatlarını ticarileştirmek için gösterdiği çaba buluş yapmak için harcadığından fazladır.

Deneyimlerime göre, çoğu mucit berbat girişimcilerdir ve profesyonel destek almayı da kabullenmemektedirler.

Mucitlerin çoğu tescil aşamasından sonra kendilerine gelecek teklifin hayalini kurmaktadır oysa tescil mülkiyet hakkı ve hukuksal koruma sağlar, ticarileştirme için pazarlama, anlaşma ve üretim aşamalarının geçilmesi gerekir. Bu süreçler de en az icat yapmak kadar zor ve ayrı meziyetler gerektiren alanlardır.

Buluşları ya bizzat üreterek veya lisans vererek ticarileştirebilirsiniz. En kolay ve riski az olan lisans verilmesidir.

 

Lisanslama görüşmeleri profesyonelce planlanmalı ve yürütülmelidir;

Öncelikle buluşunuza ilgi duyacak sektörleri ve bu sektörlerdeki oyuncuları araştırmak gerekir.

Buluşun en fazla hangi sektörde değer sağladığı tespit edilip, ticarileştirme çalışmalarına bu alandan başlanılmalıdır.

Görüşmelerde girişimcilere, çok teknik detay vermeden buluşunuzun faydası anlatılmalıdır.

Teknik tanıtım, fayda ve ilgiden sonra gelir! Fayda, girişimcinin dikkatini çektiyse ikinci aşamada teknik bilgi verilmelidir.

Sunum ve tanıtımlarda mümkünse buluşun prototipi olsun, bu mümkün değilse 3D bilgisayar görselleri, demo görseller, maketler ile buluş tanıtılmalıdır. Görsel sunumu asla küçümsemeyin ve ihmal etmeyin zira inşaat şirketleri, maket ve demo görseller üzerinden milyon dolarlık daireler satıyor. İnsanlar duyduklarına değil, gördüklerine yatırım yapar.

Buluşu sadece patentle değil, tasarımla hatta markayla koruyun. Girişimci bulduktan sonra markası ve tasarımı değişebilir ama ilk başta bunların hazır olması da ciddiyetinizi ortaya koyar.

Girişimciler, buluşunuzla ilgilenip daha fazla teknik bilgi istediklerinde ikinci aşamaya geçmeden önce mutlaka “Gizlilik Sözleşmesi” yapın.

İkinci toplantıya, teknik uzman ve hukuk desteği sağlayan ekibiniz de iştirak etsin. Bu sizin ve buluşunuzun ciddiye alınması ve korunması için şarttır.

Bu aşamada; buluş hakkında daha detaylı teknik bilgi, sağlayacağı rekabet avantajları, üretim maliyetleri, ürünlerin öngörülen imalat ve satış fiyatları, emsal ürünlerle aralarındaki farklar… sunulmalıdır.

Buluşların ticarileştirilmesi hususunda destek veren birçok özel ve kamusal kuruluşlar ile organizasyonlar bulunmaktadır.

Ülkemizde de teknoloji transfer ofisleri, ajanslar ve melek yatırım organizasyonları bulunmaktadır. Bu kurumların ne kadar başarılı hatta güvenilir oldukları şüphelidir.

Özellikle Melek Yatırım Organizasyonlarının çoğunluğu kanaatimce “Melek maskesi takan Şeytanlardır”.

Serbest buluşların nasıl ticarileştikleri konusunda yurtdışında birçok araştırmalar yapılmış olup bu araştırmalarda Melek Yatırımların esamesi okunmamaktadır.

Avustralya Fikri Mülkiyet Araştırma Enstitüsü ve Melbourne Üniversitesinin, “Patentlerin ticarileştirilmesi” konusunda yaptıkları araştırmada;

Buluşun mucit tarafından üretilmesi yerine buluşun, satılması veya lisanslanmasının ticarileştirmeyi kolaylaştıracağını,

Bir patentin ticarileşmesi için tescil aldığı ülke piyasasının patent haklarını koruması ve piyasanın patent sahibi olmanın kazanç olduğunu anlamasının önemli olduğunu,

Serbest (Bağımsız) buluşların ticarileşmesinde KOBİLERİN baş aktör olduğu, ticarileşen buluşların %36’sının KOBİLER üzerinden ancak %10’nun büyük şirketler aracılığıyla yapıldığı,

Ticarileşen buluşların en çok mekanik mühendislik (%27), süreç / proses mühendisliği (%11), elektrik ve elektronik (%10), araçlar (%10), kimyasal madde ve eczacılık ürünleri (%9) alanlarında gerçekleştiği,

Patent tescilinin önem taşımasına rağmen, patent tescili reddedilen buluşların, tescil edilen buluşlara nazaran daha fazla ticarileştiği, tespit edilmiştir.

Ticarileştirme konusunda yapılan araştırmalar incelendiğinde, serbest (bağımsız) buluşların ticarileştirilmesinde KOBİLER lokomotif görevi görmektedir. Dolayısıyla mucitlerin, ürünlerini büyük işletmeler veya melek yatırımcılar yerine KOBİLERE sunmaları daha akıllıca olacaktır.